Ana sayfa GÜNDEM ‘Karantinayla birlikte kıllarımı almayı bıraktım!’

‘Karantinayla birlikte kıllarımı almayı bıraktım!’

7
0
'Karantinayla birlikte kıllarımı almayı bıraktım!'
'Karantinayla birlikte kıllarımı almayı bıraktım!'

Dünyanın pek çok yerinde koronavirüs nedeniyle ülkeler tekrar kısıtlama altına girdi. Kısıtlama uygulamalarından en fazla etkilenen sektörler arasında da kuaförler ve güzellik salonları bulunuyor. Bugüne dek kişisel bakım konusunda dışarıdan destek alan kadınlar, karantina kısıtlamalarında bakım hizmetlerinden yararlanamamaya başladılar. Ancak kadınlar bu durumdan çok da şikayetçi değil. Bedenlerini kontrol etmeye çalışmamanın rahatlığını yaşayan bazı kadınlar, bu deneyimlerini Guardian’a anlattı.

İngiltere’de getirilen ilk kısıtlama kararlarında 55 yaşındaki girişimci Afsanef Parvizi-Wayne “Aynaya nadiren bakmaya başladığımı hatırlıyorum. Sonra çenemde büyüyen kılları fark ettim. Benim için bir çeşit şoktu” diyor. İran kökenli Parvizi-Wayne için tüyleri almak kültürün önemli bir parçası. “Tüyleri almak İranlı kadınlar için olmazsa olmazdır. Ne zaman vücudumda tüy görsem salona giderdim” diyen Parvizi-Wayne hayatı boyunca vücudundaki tüyleri düzenli olarak alıyordu. Eğer bunu kendi yapamıyorsa, bir akrabası ya da arkadaşı hallediyordu. “İranlı teyzeler eğer çenende tüy görürse seni kelimenin tam anlamıyla dizine yatırır. Hemen bir parça iplik koparır” diyerek gülüyor.

Ancak karantina sırasında salonlar kapatılınca Parvizi-Wayne, tüylerini tek başına alabileceğini düşünmemiş. Arabada yüzündeki tüylerle ilk kez karşılaşan Parvizi-Wayne “Neredeyse Frida Kahlo gibiydi. Sakallı bir kadın biydim” dedi. İlk şoku atlattıktan sonra onu daha da şaşırtan bir şey olmuş “Aslında umursamıyordum, özgürleştiriciydi” diyor.

Bu kadar belirsizlik ve kaos içinde olunan bir dönemde kaşlarını almayan birini kim suçlayabilir? 2020’de çok makul bir şekilde pek çok kadın cımbızlarına baktı ve omuzlarını silkerek “Şu an pandemi var” diye düşündü.

Yıllar sonra ilk kez dağınık, parlaklıktan uzak saçları gösteren fotoğraflar şaşırtıcı bir doğa olayı gibi sosyal medyada paylaşıldı. Bacaklar kıllandı, çeneler tüylendi.

Afsanef Parvizi-Wayne “Çenemdeki bütün tüylerin büyüdüğünü fark ettim”

1

Yapılan bir araştırma İngiltere’de güzellik ve kişisel bakım tüketicilerinin %51’inin Covid-19 salgını nedeniyle daha az bakım ihtiyacı hissettiğini, %15’inin ise pandeminin başından beri tüylerini daha az aldığını gösteriyor.

Bu azalışın kısmi nedenlerinden biri maliyet. Araştırmaya göre tüketicilerin %30’u daralan bütçelerin bir sonucu olarak güzellik harcamalarından kısıntı yaptı. Bir diğer neden ise lojistik. Güzellik salonları İngiltere’de tekrar açılacak en son sektörlerden biri.

İşe alım müdürü olan 54 yaşındaki Amanda Armstrong “Saçlarımı o günden beri kendim boyuyorum. Ben saçımda en ufak bir grilik görünce kuaför randevusu alan biriydim” diyor. Eskiden moda sektöründe işe alım yapan Armstrong’un her zaman bakımlı görünmesi özellikle önemliydi.

“Belirli bir şekilde giyinmem ve görünmem gerektiğini hissediyordum. Gri saç görmeye dayanamıyordum. İnsanların görünüşümü önemsemediğimi düşüneceğini sanıyordum” diyen Armstrong’un kuaförü pandemiyle birlikte kapandı. Ancak yazın kuaförler yeniden açıldığında bile Armstrong kuaföre gitmeyi düşünmedi. Geçtiğimiz Şubat’tan bu yana saçlarını boyamayı bırakan Armstrong “Saçlarım uzadıkça onlara alıştım. Başta biraz ince çizgiler halindeydi. Sonra ‘bu doğal, bu benim’ gibi hissetmeye başladım” diyor.

Armstrong artık adaylarla ve müşterilerle yüz yüze değil Zoom üzerinden görüştüğü için saçlarının uzamasına izin verebildiğini söyleyeyerek “Video görüşmesi yaparken saçlarımın temiz ve parlak görünmesine özen gösteriyorum. Çünkü profesyonel görünmek istiyorum. Ama onun haricinde çok daha rahatım” diyor.

Yaşadığı deneyimin özgürlük hissine çok şaşırdığını söyleyen Armstrong “Saçımı boyamamak çok özgürleştirici. Konu harcadığım parayla ilgili değil. Artık umrumda değil. Boyamıyorum” diyor.

Pratik nedenler, kadınların neden saç boyamayı bıraktığını veya kaşlarını almayı bıraktığını açıklamak için tek başına yeterli değil. Toplumsal cinsiyet ve çekicilik konusunda Güney Carolina Üniversitesi’nde uzman olan Jacyln Wong, “Salgın, dünyada var olma şeklimizin köklerini yerinden oynattı. Kadınların güzellik işlerini bırakması benim için heyecan verici. Bu durum, toplumun kadınlık beklentilerine uyum sağlamak konusunda bir kesintiyi temsil ediyor” diyor.

Vücut kıllarını almamak, özellikle de koltuk altı kılları yıllardır revaçta. 70’lerde feminist aktivistler tüylerini almama hakları olduğunu yüksek sesle haykırdılar.

26 yaşındaki Londralı Georgia Collier “Traş olmayı bıraktığımda evden çıkmıyordum. Dolayısıyla çok önemli görünmüyordu. Ama sonra işler değişti” diyor. Collier pandemi nedeniyle zor bir sene geçirmiş. Bir bira fabrikasında halkla ilişkiler müdürü olarak çalıştığı işinden çıkarılmış. “Her şey kontrolden çıkmışken, vücudumu kontrol etmeyi bıraktım ve kendim olmaya karar verdim” diyor.

Tüy alma rutinlerinin azalması kişisel tercihten ziyade ekonomik gibi görünüyor. Jacyln Wong, iş yerlerinde erkek ve kadınların deneyimlediği çekicilik algısının getirisine yönelik bir araştırma yayınladı. Araştırma göre çekici insanlar, daha az çekici insanlara göre ortalama %20 daha fazla para kazanıyor. Bu fenomen her iki cinsiyette de görülürken, kadınların çekiciliği erkeklerin çekiciliğine göre daha çok kişisel bakımla bağlantılı.

Başka bir araştırma iş yerinde makyaj yapan kadınların meslektaşları ve patronları tarafından daha profesyonel ve çalışkan bulunduğunu ortaya çıkardı.

Armstrong “Sokağa çıkma kısıtlamalarından önce zamanımın çoğunu adaylarla ve müşterilerle yüz yüze görüşmeler yaparak geçiriyordum. Saçlarımda beyazlıklar gördüm ve bu pek profesyonelce değilmiş gibi hissettim. Müşterilerin ve adayların ‘Saç dipleriyle düzgün ilgilenmeyen biri benimle düzgün ilgilenir mi?’ diye düşünmesinden endişelendim” diyor.

Elbette tüyleri almayı bırakma kararı her zaman doğrudan feminist bir eylem değildir, pek çok feminist tek parça haline gelmiş kaşları tercih etmez. Ancak tüy alma gereksinimi genellikle kadınlarla ilişkilendirildiği için, kadınlarda bu beklentilere uyma baskısı büyük bir yük.

Amanda Armstrong “Geri dönüş yok. Bitti. Daha fazla saç boyama yok”

2

BM tarafından cinsiyet eşitliği açısından küresel sıralamada altıncı olan İzlanda’da bile kadınlar bu tür sosyal koşullanmaya karşı duyarsız değil. İzlanda Üniversitesi’nden Dr. Ásta Jóhannsdóttir “Biz bir feminist cennet değiliz” diyor.

Ásta, 2011’de başlattığı, kadınların bakım alışkanlıklarıyla ilgili altı yıl süren anket çalışmasında kadın üniversite öğrencilerinden vücut kıllarını uzatmalarını ve sürecin duygusal etkisini belgelemelerini istedi. “Kendilerini iğrenç ve kirli hissettiler ve bundan nefret ettiler” diyen Ásta’nın kendisi de vücut kıllarını almıyor. Başka kadınlarla birlikte duş alınan halka açık havuzlarda umulmadık bir yüzleşme deneyimi yaşadığını söyleyen Ásta “Başkalarının beni nasıl algıladığını umursamıyorum. Ama bir tarafınız hala umursuyor oluyor. İğrenç biri gibi görünmek istemezsiniz. İnsan doğası kabul edilmek ister” diyor.

Neredeyse her kadının ergenlik çağında bedenini itici bulduğu bir anısı vardır, salgılar, lekeler, kokular kadın olmanın anlatılmaz düzensizliği.

Utanç duygusunun genç yaşlardan itibaren kadınların içine yerleştiğini söyleyen Ásta, Koltuk altınızdaki, bikini bölgenizdeki ve bacaklarınızdaki kılların iğrenç olduğuna dair yazılı olmayan bir kural var” diyor.

Collier “Büyürken kendimi bir erkek fatma olarak tanımlamama rağmen her zaman vücut tüylerimi alırdım. Çünkü bunun daha temiz olduğunu düşünüyordum” diyor.
Ásta da “Erkeklerin vücut tüyleri kir olarak görülmüyor. Bizler daha çok kadın bedeni hakkında polislik yapıyoruz. Post-feminist söylem, kadınların istedikleri için vücut kıllarını aldıklarını ve sıcak ağda yaptırmanın şımartıcı olarak kabul edildiğini söylüyor. Ama hepimiz bunun şımartıcı değil acı verici olduğunu biliyoruz” diyor.

Kadınlar sıklıkla diğer kadınların bedenlerini gözetleme işini de üstlenirler. Ásta’nın öğrencilerinden biri, okul havuzunda başka kızların genital kıllarıyla dalga geçmesinin ardından kasıklarındaki kılları almayı bıraktığını söylemiş.

Parizi-Wayne de anılarındaki İranlı teyzelerden bahsederken bu gözetleme işini kastediyordu. Collier ise “13 yaşındayken bir arkadaşım gelip bana ‘genitalimdeki tüm tüyleri aldım, hayatım değişti’ demişti. Sonra benim de yapmam gerektiğini düşündüm” diyor.

Collier vücut kıllarını almayı bıraktığından beri kendisini daha güçlü ve hatta daha hafifi hissetiğini söylüyor.

Kadınların pandemide tüy alma alışkanlığını brakmasının bir diğer nedeni ise, zaman! İngiliz İstatistik Kurumu verilerine göre kadınlar kapanmanın ilk iki haftasında erkeklere göre üçte iki daha fazla çocuk bakımı gibi görevlerle ilgilendi.
İki yaşında bir oğlu olan ve 32 yaşında bir iş kadını olan Carly “20’li yaşlarımda olsaydım şunu derdim, evden asla makyajsız çıkmam” Ancak annelikle birlikte Carly’nin güzellik rutini 30’larına geldiğinde oldukça rahatlamış. Makyajı olmadan evden çıkmayı dert etmeyen Carly hala yüzündeki ve bacaklarında tüyleri alıyor, kaşlarını şekillendiriyor, saçlarını haftada birkaç kez yıkıyor. Ancak salgın sırasında işini yürütmekle çocuk bakımını gerçekleştirmek arasında denge kurmak onun için biraz bunaltıcı oldu.

Uzun saatler çalıştığını söyleyen Carly, fırsat bulabldiği zamanlarda tüylerini almak gibi kişisel bakım işlerini yapıyor.
Peki bu kadınlar güzellik salonları yeniden açıldığında eski alışkanlıklarına geri dönecek mi? “Dönüş yok. Bitti. Artık daha fazla saç boyama yok” diyen Armstrong artık geri dönmeyeceği konusunda oldukça kararlı.

Ancak bazı sosyal koşullar örneğin aile üyeleri normları tekrar dayatabiliyor. Örneğin Parvizi-Wayne’in kızı ABD’den eve dönüp annesini gördüğünde dehşete düşünce annesi de yüzündeki tüylerin kızı tarafından alınmasına izin vermiş. Parvizi Wayne “İnsanların düşüncelerini önemsememeyi öğrenmeme rağmen çocuklarımın düşüncelerini önemsiyorum. Sanıyorum bu benim göçmen bir aileden geliyor olduğum gerçeğine dayanıyor. Peki ben diğer ebeveynler gibi mi olmaya çalışıyorum. Muhtemelen. Ama dudağımın üzerindeki koyu gölge kızımı utandırıyorsa, bu ödeyeceğim küçük bir bedel olur” diyor.

Oğluyla bir parkta oturan Carly “Taytımda delikler vardı. Saçlarımı en son ne zaman yıkadığımı hatırlamıyorum” diyor. Carly o sırada parka olan ve muhteşem görünen iki kadına bakıp kendisiyle ilgili bir anlığına kötü hissetse de, nasıl göründüğünü umursamadığını hatırlıyor ve oğlu ile oynadığı oyuna geri dönüyor.

ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here